Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Increase font size Decrease font size Default font size default color green color orange color
Anasayfa arrow Çocuklarımız arrow Zor çocuklar
Zor çocuklar Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Perşembe, 20 Temmuz 2006

İLETİŞİM KURMASI ZOR ÇOCUKLAR

ZOR ÇOCUKLARLA İLETİŞİM KURMAK İÇİN ANNE-BABALARA ÖNERİLER
Klinik Psikolog Şeniz PAMUK

Doğuştan getirdikleri özellikleri nedeniyle içinde bulundukları çevrede kendilerini rahat hissetmeyen, bunun yanında anne-babaları tarafından da anlaşılamayan, yapılarına uygun karşılık alamayan ve bu nedenle de iletişim kurması zor olan çocukları birkaç grupta incelemek mümkündür. Bu noktada, “zor çocuk” olarak tanımladığımız çocukların özelliklerini, onlarla iletişim kurmakta karşılaşılan zorlukları ve anne-babaların neler yapabileceklerini kısaca ele almaya çalışalım.

Zor Çocuklar

Aşırı Duyarlı Çocuklar : Bu çocuklar, çok iyi gözlemci olmalarına karşın genellikle çekingen ve ürkektirler. Yeni ortamlardan ve programlardan hoşlanmazlar. Uyaranların fazla olduğu ortamlarda kolaylıkla hırçınlaşabilirler. Çevreyi kendi başlarına araştırmaktan hoşlanmazlar. Bu çocuklar, uyaranlara karşı aşırı hassas oldukları için, duyu organlarına gelen uyaranları hep belli sınırlar içinde tutma çabası içindedirler; bu sınır aşıldığında da baş etmekte çok zorlanırlar ve mızmızlaşmaya başlarlar. Örneğin, evde son derece uyumlu, keyfi yerinde olan, bir-iki arkadaşıyla güzelce oynayabilen bu çocuk, bir doğum günü partisinde kendini kontrol etmekte çok zorlanabilir. Bütün arkadaşlarını annesine şikayet eder; eve gitmek istediğini söyler. Annesi de bu duruma bir anlam vermekte zorlanabilir. Anne-babaları, genellikle bu çocukları anlamada zorluk çeker; nasıl davranacaklarını da bilemezler. Bazı anne-babalar çocuğa karşı çok taviz verirler, her şeyi alttan alırlar. Bazıları da çocukla inatlaşır; kolayca öfkeye kapılır. Bir çok anne-baba da bu iki tutumu zaman zaman kullanır.

İçine Kapanık Çocuklar : Bu çocukların ise çevre, insanlar pek umurunda değildir. Kendi kendilerine oynayabilecekleri oyunları tercih ederler. Bunlar genellikle mekanik oyunlardır. Bir senaryo çerçevesinde oynanan oyunlar da, sınırlı kalıplar içindedir. Bu çocukların sözel becerileri de pek gelişmemiştir; kendilerine uzun uzun anlatılan konuları dinlemekte zorlandıkları gibi, kendilerini ifade ederken de en kısa yollara başvururlar. Genellikle, bu tip çocukların anne-babaları onların fazla zorlanmamaları gerektiğini düşünürler. Çocuğun tercihinin bu olduğunu ve buna saygı gösterilmesi gerektiğini söylerler. Bu çocukların kendilerine söyleneni ya da gösterileni algılamaları için, bu uyaranların çok kuvvetli olmaları gerekir. Eğer anne-baba, çocuklarını bir ölçüde zorlama gereği duymazlarsa, çocuğun kendi başına geliştirmekte zaten zorlandığı özellikle sözel becerileri hiç gelişmez ve çocuğun iletişimi “Evet, hayır, iyi, kötü, bilmiyorum” düzeyinde kalır.

Meydan Okuyan Çocuklar : Bu çocukların temel özellikleri inatçı, dirençli ve her şeyi kontrol altında tutma ihtiyacı duyan çocuklar olmalarıdır. Bu çocuklar da değişikliklerden ve yeniliklerden pek hoşlanmazlar. Çevrelerindeki kişilerle sık sık tartışırlar. Her şeyin tam hayal ettikleri gibi olmasını isterler. Kendi seçimleri olan işlerde son derece başarılı olan bu çocuklar, ekip çalışmalarında büyük zorluklarla karşılaşırlar. Tıpkı aşırı duyarlı çocuklar gibi, bu çocuklar da uyaranlara karşı aşırı duyarlıdırlar, ancak uyaranları kontrol altında tutma ihtiyaçlarını mızmızlık yaparak değil, direnerek belli ederler. Bu çocukların anne-babaları, sabırlarının sınırlarındadır ve genellikle çocuklarına karşı çok öfkeli ve tepkilidirler. Bu da, çocuğun kaygı düzeyini yükseltir ve onun daha da dirençli olmasına neden olur.

Dikkatini Veremeyen Çocuklar : Bu çocuklar, ilgilerini çekmeyen hiçbir konuya uzunca bir süre dikkatlerini veremezler; dikkatleri oradan oraya dağılır ve genellikle “Dikkat Eksikliği” tanısı alırlar. Çok unutkandırlar, fazla konuşmaktan hoşlanmazlar. Bu çocukların gördükleri veya işittikleri bir konuyu yorumlamakla ilgili zorlukları vardır. Başladıkları işleri bitiremedikleri, bir konudan öbürüne kaydıkları, ancak kendi yapılarına işlerde de başarılı oldukları için çevre tarafından, “tembel, bencil” olarak nitelendirebilirler. Bu çocuklar uyaranlara karşı aşırı duyarlı veya duyarsız olabilirler. Çevreden genellikle eleştiri ve uyarı aldıkları için, iletişim kurma konusunda pek hevesli değillerdir; kendilerine güvenleri de zaman içinde azalma gösterir.

Hareketli/Saldırgan Çocuklar : Bu çocukların en önemli özellikleri son derece dürtüsel olmalarıdır. Akıllarına gelen şeyi anında gerçekleştirmek isterler. İstedikleri bir şey gerçekleşmediğinde de, bunu elde etmek için plan yapmak yerine doğrudan fiziksel müdahalede bulunurlar. Bu çocuklar, çok yaratıcı olabilirler. Anne ve balar ise, kimi zaman çocuğa sınırsız hoşgörü gösterirler, kimi zaman da öfke patlamaları yaşarlar; kendilerini sıklıkla çaresiz hissederler.

Nasıl Davranmalı?

İletişim kurmakta güçlük yaşanan çocuklarla, bu engeli aşmada nasıl bir yol izlenmeli? Bu soruyu yanıtlarken, daha önce bahsi geçen çocuğun biyolojik özellikleri ve duygusal gelişim aşamaları şüphesiz ki bize rehber olacak, ancak bunların dışında atılması gereken önemli başka adımlar da var.

Gözlem: Çocuğunuzun özelliklerini, hangi durumda nasıl davrandığını bir bilim adamı gibi, tarafsız ve yargılamadan gözlemlemeye çalışın. Sizin açınızdan sorun olan davranışları, ne zaman, hangi ortamlarda, kimlerin yanında ortaya çıkıyor veya artış gösteriyor?

Empati: Kendinizi o anda çocuğunuzun yerine koyun ve onun gösterdiği tepkide haklı olduğunu varsayın. Siz o anda onun yerinde olsaydınız kendi duygu ve düşüncelerinizi nasıl anlatırdınız? Bu çalışmayı bir süre yaptıktan sonra, çocuğunuzun duygu ve düşüncelerini anlamada oldukça ustalaştığınızı göreceksiniz. Artık, kendi gözlemlerinizi çocuğunuza yansıtabilirsiniz. “Kendini anlaşılmamış hissediyorsun.” “Şu anda çok öfkelisin” gibi. Bu hem çocuğunuzun anlaşıldığı için rahatlamasını sağlayacak hem de kendi duygu ve düşüncelerini sözcüklere dökebilmesini kolaylaştıracaktır.

Oyun Zamanı: Gün içinde, çocuğunuzla önceden belirlemiş olduğunuz bir zaman dilimini birlikte geçirmeye çalışın. Bu zaman dilimi, sizin çocuğunuzun odasında oturup onun oynadığı bir oyunu izlemesi ile geçebilir, sizin onun için hazırladığınız bir kukla oyununu çocuğunuzun izlemesi şeklinde geçebilir veya ikinizin birlikte bir şeyler yapması şeklinde geçebilir. Bu zaman dilimleri içinde, çocuğunuzun dikkatini belli bir konuya yönlendirmesi yönünde ona geri bildirimler verebilir ve bu konuda farkındalığını arttırabilirsiniz. Paylaştığınız etkinlikleri onun hoşlandıklarından seçip, ilişkiye bir sıcaklık ve yakınlık boyutu katabilirsiniz. İletişim döngülerinin kapanmasına özen gösterebilirsiniz. Çocuğunuzun o anki durumunu tanımlayıp, onun duygu ve durumları bağdaştırmasını sağlayabilirsiniz. Bu etkinlikler, sırayla birer küp koyup birlikte bir kule oluşturmak kadar basit olabileceği gibi, çocuğun bir okul gününü anlatan ve olaylara onun gözünden bakan bir kukla oyunu hazırlamak gibi karmaşık da olabilir. Bu şekilde, çocuğunuzun duygusal gelişim basamaklarında ilerlemesinde ona rehberlik etmiş olursunuz.

Yapı ve Sınırlar: Çocuğunuzu anlamak ve anladığınızı ona hissettirmek kadar, onun dış dünyada daha rahat etmesini sağlayacak bir takım sınırları da koymak o denli önemlidir. Çocuğunuzla, belli bir iletişim düzeyine ulaştıktan sonra, onunla özellikle sıkıntı yaratan konularla ilgili olarak belli anlaşmalara varabilirsiniz. Örneğin, “Ödev yapmaktan sıkıldığını biliyorum, bu senin için çok eğlenceli bir şey değil. Ancak ödev yapmadan gitmeden senin öğrenmeni engelleyen ve öğretmenini de zor duruma sokan bir konu. Senden bu akşamdan itibaren 15 dakikanı derse ayırmanı istiyorum. Bunu başarırsan, hem evde kimsenin sesi yükselmeyecek hem de televizyonda istediğin programı seyretmen için zamanın olacak. Yoksa televizyonu açamayacağım, üzgünüm” şeklinde bir yapı getirmek ve bunun takipçisi olmak, çocuğunuza çok şey katacaktır.

Esneklik: Özellikle uyaranlara aşırı duyarlı olan çocukların, bu uyaranlardan kaçınmaya çalıştıklarını biliyoruz. Zaman içinde, çocuğun tahammül sınırlarını biraz zorlamak gerekebilir. Kalabalık bir alışveriş merkezinde kendini çok huzursuz hisseden bir çocukla, bu tip yerlere kısa ziyaretler yapılabilir ve daha sonra da neler hissettiği hakkında konuşulabilir. Bu şekilde, çocuk hayatın onun karşısına çıkaracağı sürprizlere karşı daha hazırlıklı olmaya başlayacaktır.

Çocuğunuzun doğuştan getirdiği özellikleri, tümüyle değiştirmek elbette mümkün değil, ancak yaşamı hem onun için hem de çevresindekiler için daha rahat ve huzurlu hale getirmek mümkün. Bunun olabilmesi için de ilk adımı mutlaka yetişkinlerin atması gerekiyor.

Yararlanılan kaynaklar:

Greenspan, S.I. (1995). The challenging child. Addison Wesley, USA

Greenspan, S.I. (1997). Developmentally based psychotherapy. International Universities Pres, USA

 
< Önceki   Sonraki >

Ana Menü

Anasayfa
Kurumsal
Haberler
Faaliyetlerimiz
Spor Faaliyetleri(Tanıtım)
Kültürel Projelerimiz
Etüt Merkezlerimiz
Çocuklarımız
İSMEM-SICAKYUVA
Forum
Arama
Bütün Haberler (Blog)
İletişim
Ziyaretci Defteri
İstek-Görüş-Şikayet
Forum
Foto Galeri

Üye Girişi

Hoşgeldiniz .
:

:

Beni hatırla

Top
Untitled-12