Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Increase font size Decrease font size Default font size default color green color orange color
Anasayfa arrow Çocuklarımız arrow Evimiz ve çocuklarımız
Evimiz ve çocuklarımız Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Çarşamba, 19 Temmuz 2006

KENT-MİMARİ ve ÇOCUK
Bir ülkenin tüm kurumlarının işleyişinde kentsel ve mimari çevrenin önemi, araştırmalara aracılığıyla sürekli kanıtlanmaktadır.
19. Yüzyılın büyük dönüşümü bir yandan işçi ve küçük burjuva sınıfını ortaya çıkarırken diğer yandan tarım alanlarını sanayi alanlarına dönüştürdü. Sanayinin işçi talebi kentleşmeyi radikal bir biçimde hızlandırdı. Ulaşım ve haberleşme teknolojilerinin gelişimi büyük otoyolların ortaya çıkmasına yol açtı. Eski kentler bu değişimlere karşı direnemedi. Üst geçitler, köprüler, devasal otoyollar ve "modern" toplu konut alanları bu kentlerin dokularını ciddi biçimde etkiledi. Eski kentlere dayatılan değişim mevcut mahalle ve konut bölgelerinin deformasyonuna yol açtı. Kent kültürü kavramı, yani derin sosyal ve kültürel bilgilenmeyi ifade eden kavram ve onunla birlikte mevcut olan birincil denetim-ikincil denetim gibi sosyal kavramlar sekteye uğradı. Yaşam kesildi.
Diğer yandan yeni kentler ve yeni yerleşmeler ortaya çıktı. Yeni kentler bu doğal akışı, doğal komşulaşmayı, içten aidiyet duygusunu, diğerinin çocuğunun sorumluluğunu da taşıma duygusunu sağlayamadı. Evler daraldı. Ön bahçeler arka bahçeler yok oldu. Kendilerine yer bulamayan çocuklar konut dışına taştı. Üstelik ne avlu ne de bilindik sokaklar kalmıştı. Çocuk konuttan iyice uzaklaştı. Köprü altına kaçtı. Otoyollara kaçtı. Çocuk suçları arttı. Çocuk suçlular arttı.

Bu konuların tasarımı ve eğitimi artık kendi öneminin bilincine varmalı; kentsel kararlar siyasi iktidarların pençesinden kurtarılmalı; konu, dürüst, bilgili ve içten uzmanların ağırlığına bırakılmalıdır. Bu yapılırken dikkat edilmesi gerekli önemli nokta, oda, ev, kurum, sokak, mahalle ve kentin ilişkiler yumağından oluşan bir bütün olduğudur.
Toplumsal öneme sahip iç ve dış mekanların bu bildiride önerilen ilkelere uygun olarak tasarlanması ve gerçekleşmesi toplum yararınadır. İmar yönetmeliklerinin sadece nicelik değil nitelik açısından da gözden geçirilmesinin zamanı gelmiştir. Konut, Toplu Konut ve Sosyal Konut Yönetmelik ve Standartları, Çocuk Oyun Alanları Standartları burada altı çizilen öneriler doğrultusunda revizyondan geçirilmeli ve uygulamada yaptırım sağlanmalıdır.
Modernitenin farkına varmadan biçtiği sağlıklı toplumsal ilişkileri restore etmenin yolu hataları farketmek ve gerekli önlemleri almaktan geçer.
Bu bildirir kapsamında ele alacağım konu 19. yüzyıldan bu yana toplumlarda ve kentlerde yaşanan dönüşümlerin topluluk ve özellikle çocuk yaşamına etkisi... İleri süreceğim tartışmanın sonucu olarak ortaya çıkan öneriler ise gerçekleşmesi ve denetlenmesi en güç öneriler. Dolayısıyla bu kurultayın çalışmalarını doğrudan yönlendirebileceğim kanısını taşıyorum. Ancak zaman içinde önerilerim gerçekleşebilirse toplumun "iyi" çocuklar yetiştirmesinde etkili önerileri yapmış olacağıma inanıyorum. Çünkü; bir ülkenin tüm kurumlarının işleyişinde kentsel ve mimari çevrenin önemi, araştırmalar aracılığıyla sürekli kanıtlanmaktadır.
Örneğin, Çocuk Esirgeme Kurumlarının değerlendirilmesinde "Çok Aşamalı Çevresel Değerlendirme Ölçeği" olarak anılan bir ölçek ortaya konmuştur. Bu ölçek kapsamlı ve kavramlara dayalı bir çevresel etki değerlendirme modeli olup dört temel boyut içermektedir. Bunlar fiziksel ve mimari kaynaklar, yönetsel politika ve programlar, kullanıcı ve personel ile ilgili kaynaklar ve sosyal ortam kaynaklarıdır.
Bu ölçeği kullanan araştırmalar, kurumlardaki sosyal ortamın şu üç etmenin bir sonucu olarak ortaya çıktığını kanıtlamışlardır:
1) Fiziksel ve mimari olanaklar
2) Yönetsel politika ve programlar
3) Bina sakinleri ve personelinin yapısı
Bir başka deyişle, sosyal ortamın açılımları olan bütünlük, sürtüşme, bağımsızlık, benliğin keşfi, örgütlenme, etkililik ve fiziksel konfor gibi değer ve ölçüler, yukarıda belirtilen üç grup etmenin doğal sonuçlardır. Özellikle mimari etmenler toplu olarak sonuçtaki varyanstan (iyiye veya kötüye doğru giden farklardan) %50 sorumludurlar. Her bir fiziksel ve mimari belirleyicinin tek başına sonuca etkisi %20'lerde seyrederken bunlar, kurumlarda izlenen politikaların daha iyi olması, sakinlerin yaşam sürdürmedeki becerileri ve personel çeşitliliği gibi etmenlerle birleşince sonuç üzerindeki etkileri %80'leri bulmaktadır. Bu bulgu, mimari çevrenin özelliklerinin çoğunu yetiştirilme ortamlarının yaratılmasında ne denli önemli olduğunu gözler önüne sermektedir.
 

MODERNİTE-KENT
19. Yüzyılın büyük dönüşümü bir yandan işçi ve küçük burjuva sınıfını ortaya çıkarırken diğer yandan tarım alanlarını sanayi alanlarına dönüştürdü. Sanayinin işçi talebi kentleşmeyi radikal bir biçimde hızlandırdı. Ulaşım ve haberleşme teknolojilerinin gelişimi büyük otoyolların ortaya çıkmasına yol açtı. Eski kentler bu değişimlere karşı direnemedi. Üst geçitler, köprüler, devasa otoyollar ve "modern" toplu konut alanları bu kentlerin dokularını ciddi biçimde etkiledi. Eski kentlere dayatılan değişim mevcut mahalle ve konut bölgelerinin deformasyonuna yol açtı. Kent kültürü kavramı, yani derin sosyal ve kültürel bilgilenmeyi ifade eden kavram ve onunla birlikte mevcut olan birincil denetim ikincil denetim gibi sosyal kavramlar sekteye uğradı. Yaşam kesildi.
Diğer yandan yeni kentler ve yeni yerleşmeler ortaya çıktı. Yeni kentler bu doğal akışı, doğal komşulaşmayı, içten aidiyet duygusunu, diğerinin çocuğunun sorumluluğunu taşıma duygusunu sağlayamadı. Evler daraldı. Ön bahçeler arka bahçeler yok oldu. Kendilerine yer bulamayan çocuklar konut dışına taştı. Üstelik ne avlu ne de bilindik sokaklar kalmıştı. Çocuk konuttan iyice uzaklaştı. Köprü altına kaçtı. Otoyollara kaçtı. Çocuk suçları arttı. Çocuk suçlular arttı.
Bu konuların tasarımı ve eğitimi artık kendi öneminin bilincine varmalı; kentsel kararlar siyasi iktidarların pençesinden kurtarılmalı; konu, dürüst, bilgili ve içten uzmanların ağırlığına bırakılmalıdır. Bu yapılırken dikkat edilmesi gerekli önemli nokta, oda, ev, kurum, sokak, mahalle ve kentin ilişkiler yumağından oluşan bir bütün olduğudur. Oda ve konut bu yumağın çekirdeğidir.
 

ODA VE KONUT
Kişiye ait oda, kişinin denetiminde olan, istendiğinde kapısı açık, istenmediğinde kapalı olan mahrem mekandır. Çocuğun kendi denetiminde olan bir odası olmaması o daha bir bebekken sağlığını etkiler. Bebek rahatsız konumlarda, sigara dumanları içinde ve bol gürültülü yerlerde uyumaya, dinlenmeye çalışır. Daha ileri yaşlarda, bir odası olmamak, bir çok ailede ebeveyn-çocuk arası gerilimleri arttırır.
Toplumumuzda hane halkı ortalaması hala yaklaşık beş kişi civarında ve barınma yoğunluğu ikiye yakındır. Kendine ait odası olan çocuk toplumumuzda "mutlu azınlıktır". Salonlar çoğunlukla konuğa ayrıldığı için çocuk odaları genellikle gece yatmaya ayrılan, gündüz de oturma odası şeklinde kullanılan odalardır. Eğer birde mutfak darsa, yemek de oturma odasında yenir, karşı komşu da burada ağırlanır, fasulye burada ayıklanır, ders burada çalışılır. Kısacası toplumumuzda orta halli ailelerde çocuk odası pek bir yoğun kullanılır. Ancak, çocuğa ve çocuğun eğitimine duyulan saygının arttığı göreceli olarak varsıl ailelerde çocuğun ders çalışması ona bir ayrıcalık ve saygınlık kazandırır. Okul çağı çocuğuna olanaklı hallerde oda tahsis edilmesi toplumumuzda yavaş yavaş bir alışkanlık haline gelmektedir.
Gerçekte ise, ergenlik çağına kadar çocuk bir takım mahremiyet mekanizmalarına pek de gereksinme duymaz. Hatta ebeveyne yakın olmayı güvenlik nedeniyle yeğler. Odasında uyumaktansa ebeveynin yanında, gürültülü bir salonda uyumayı tercih eder. Çocuk ancak oyun çağına geldiğinde oyunlarının senaryosuna bağlı olarak kendine masa altlarında, koltuk arkalarında mahrem mekanlar oluşturur. Bu onun mahremiyet fantezisidir.
Çocukta mahremiyet isteminin en yüksek düzeyde seyrettiği dönem ergenlik çağıdır. Yetişkinliğe adım atan çocuk kişisel bakımını gözlerden uzak yapmayı tercih eder. Arkadaşları ile ortak konuları kendi aile bireyleri ile, çeşitli gerçeklerde paylaşmak istemez. Bu nedenlerle de mahrem bir mekana sahip olmayı ister.
Sosyologlar farklı yaşlardaki aileler için farklı mahremiyet eşikleri olan konutlar önermektedir. 0-5 yaş grubunda çocuğu olan ailelere çocuğun yakın denetimi söz konusu olduğundan, "birleştirici" konut tipi denilen, yaşam alanı ve mutfakların birlikte çözüldüğü, yatak odalarının yaşama alanları üzerinde kullanıldığı tipler önerilmektedir. Okul çağında çocuğu olan ailelere, çocuğa belli derecede mahremiyet hakkı tanıyan ev tipleri salık verilirken, ergenlik çağında veya daha büyük çocuğu olan ailelere"ayırıcı" veya "bireyci" konut tipi denen, gece- gündüz işlevlerinin birbirinden kesin bir biçimde ayrıldığı, çocuk yatak odalarının ortak alanlardan uzakta çözüldüğü konut tipleri tavsiye edilmektedir.
Fakat yaşama geçirilen konut çözümlerinde bu kavrama gereken önem verilmemekte, dünyada ve ülkemizde konut uygulamalarında bugün olağanüstü bir anomi ve tek tiplilik yaşanmaktadır. Ülkemizdeki gazete ve dergilerde yayınlanan emlak reklamlarındaki konut planları ve yabancı mimarlık dergilerinde yer alan toplu konut planları karşılaştırılmalı olarak incelendiğinde küresel ayrılık ve tek tiplilik açıkça görülmektedir.
Çocuğun yaşına bağlı olarak değişen konut gereksinmesinin konut değiştirme yoluyla sağlanmasının güçlüğü bazı araştırmacılara konutta değişim ve dönüşümü olanaklı kılan esnek konutlar tasarlamaya itmiştir. Hareketli bölücüler ve "destek sistemler"den oluşan bu konutlar adaptasyon yoluyla çok çeşitli gereksinimleri karşılayabilmektedir.
Diğer yandan günümüzün yaşam tarzına yanıt olarak ortaya çıkan apartmanlarda çocuk yetiştirmenin güçlülüğü ortadadır. Çocuklar, gürültü yalıtımı yeterince sağlanmamış apartman dairelerinde sürekli olarak "dur", "sus" şeklinde uyarılmakta; bu durum da çocuklarda olağanüstü gerilim yaratmaktadır. Bahçe veya benzeri boş bir alana sahip bir konut, çocuğa bir çok yeteneğini çok erken yaşlarda denem fırsatı verir. Çevreden iyi korunmuş bir küçük bahçe, seslenme mesafesi ve görsel algı boyutu içinde bir özel alan çocuğu doğayla tanıştırır ve onunla başa çıkmayı öğretir. Bu günün çocukları böyle olanaklardan ne yazık ki yoksun olarak büyümekte, bilişsel, yaratıcı ve düşsel etkinlikler ortaya koymakta güçlük çekmektedirler. Bu nedenlerle konut yakın çevrelerinin, çocukların gelişmesi açısından en elverişli en güvenli hale getirilmesi planlamacı açısından bir sorumluluk, yerel yönetimler için bir görevdir.
 

KONUTTA GÜVELİK
Konutlarda ve konut yakın çevrelerinde göz önünde bulundurulması gerekli en önemli özellik güvenliktir. Bir konut, çocuğun can güvenliği açısından çeşitli önemlerle tasarlanmış olmalı ya da sonradan bu açıdan elden geçirilmelidir.
İlk yıllarda bebek ölümlerinin en önemli nedeni, bazı hastalıklar dışında, boğulmadır. Yastık ve battaniyenin çok yumuşak olup bebeğe sarılması tehlikelidir. Bu nedenle dikkatle seçilmelerinde yarar vardır . Son yıllarda bunlara plastik perde ve torbaların eklendiği unutulmamalıdır. Yetişkinleri taklit etme yoluyla öğrenme daha ilerde bebeği her gördüğü nesneyi ağzına götürmeye yöneltir. Para, leblebi, fındık, taş, mozaik parçaları çocuğun solunum yollarını tıkayarak ölümüne neden olan nesnelerdir. Kurşunlu boyar maddelerden, güzel renkli haplardan, deterjanlardan zehirlenerek ölen çocuklar ya da buzdolapları ve dipfrizlerde donarak ölen çocuklar da az değildir. Bu nedenle sürünme ve yürüme çağında çocukların kendilerine ait, güvenlik önlemleri alınmış bir odada büyümeleri, yetişkinlere ait yerlerde büyümelerinden daha güvenlidir.
Bu arada, çocuklu evlerde sert ve keskin uçlu donatılardan (radyatör dilimleri, sert kenarlı masa, sandalye ve sehpalar) sakınılmasını söylemeye gerek yoktur. Çünkü çocukların başına gelen kazaların %40'ı düşmedir. Düşmelerin %5 ölümle sonuçlanır. İlk üç ayda düşme ölümcül olabilir, çünkü bu dönemde çocuğun kafatasının kemikleşmesi tamamlanmamıştır. 2-4 yaş arası gereksiz koşma ve risk almanın en zirve yıllarıdır. Özellikle yüksek risk almaya daha eğilimli olan erkek çocuklarda düşmeyle ilgili yaralanmalara daha sık rastlanır. Tırmanmaya elverişli dolaplar, gardıroplar, balkon korkulukları, ulaşılabilir pencere kolları, tehlikeli bahçe aksesuarları özellikle üç yaş ve üstündeki çocukların can güvenliği açısından potansiyel tehlikedirler.
Yanma ve haşlanma yine önemli ölüm nedenleridir. Çocuklar masa örtülerini çekmeye, yerde buhar oluşturan nesnelerin içini görmeye bayılırlar. Çocukların mutfak ve banyo serüvenlerinin iyi geçmesi için gerekli her türlü önlem alınmalıdır. Ayrıca, denetimsiz yerlerde ve ulaşılabilir yüksekliklerdeki fişler, prizler çocuğun çarpılmasına, el altındaki kibrit ve çakmak gibi nesneler yanmasına neden olabilirler.
Ayrıca toplu konutlarda girift düzenler, kuytu köşeler, derin bodrumlar, denetimden uzak yakıt depoları ve eşanjör daireleri çocuğa yönelik suçlar işlemeye eğilimli kişiler için uygun alanlardır. Yerleşmelerde denetim olanağı sınırlı olan mahalleler yaratmaktan kaçınılmalıdır.
 

KONUTTA İŞLEVSELLİK
Konutlar çocukların rahat kullanabileceği şekilde tasarlanmalı ve donatılmalıdır. Bu konularda yaptığım uzun araştırmalar sonucu çocuk odalarının minimum büyüklülerini aşağıdaki gibi önermekteyim
 

Çocuklara uygun boyutlarda seçilen donatılar çocukların kas ve kemik rahatsızlıkları geliştirmelerine engeller; yeteneklerini erkenden keşfetmelerine, çevrelerini kolay kullanmalarına ve böylece özgüvenlerini pekiştirmelerine neden olur. Doğal olarak aileler kısa süren çocukluk dönemlerinde bazı giderleri gereksiz görebilirler, örneğin çocuk tuvaletleri ve çocuk lavobaları için ayrılması gerekli giderler. Bu durumda yaratıcı çözümler veya tehlikesiz portatif gereçler aynı işi görecektir.
 

KOMŞULUK BİRİMİ - SOKAKLAR - ÇOCUK OYUN ALANLARI
Sokakların programlanmamış çocuk oyun alanları olarak çok başarılı görevler yaptıklarını söyleyen çeşitli araştırmacılar mevcuttur. Trabzon sokaklarında tarafımdan gerçekleştirilen bir araştırma sokakların oyun alanlarına çeşitli üstünlükler taşıdığını ortaya koymuştur.
 

Sokaklar,
1. aktif, pasif, bilişsel, yaratıcı, ve düşsel oyunların sergilenmesine olanak tanımakta;
2. ebeveynin fiilen denetimini gerektirmeden kullanılabilmekte;
3. buna karşın çocuklar ebeveynin ve diğer yakınların görsel ve işitsel algı alanı içinde olabilmekte;
4. sokağa eklenen diğer aksesuarlar, kurulan oyuna bağlı olarak çabukça evlerden temin edilebilmekte;
5. sokaklar çocukların devam ve sürekliliğini sağlayarak aralarında dostluk ve dayanışmanın pekişmesine yardımcı olmaktadır.
Doğaldır ki, sokakların düz veya eğimli olması, geniş veya dar olması, kaldırımlı veya kaldırımsız olması, trafiğin çok hızlı ve sık seyretmesi ya da ender ve yavaş seyretmesi sokağa katılımı etkilemektedir. Sokakların ve mahallelerin oyuna elverişli noktalarına (yay yolları, kaldırımlar, çıkmaz sokaklar, otoparklar, cepler, çok seyrek trafikli yollar, apartmanlar ve bloklar arasında kalan boş alanlar, henüz inşa edilmemiş alanlar vb.) ulaşımı dolambaçsız ve rahat olması, konutlara yakın olması buraların yoğun kullanımı üzerinde çok etkili olmaktadır. Özellikle tamamlanmamışlık arz eden inşa edilmemiş boş alanlar çocuğun yaratıcı güdülerini uyarmakta; bilişsel, yaratıcı ve düşsel etkinliklerini desteklemektedir. Kim bilir belki de çocuklar için en olanak dolu oyun alanı içi boş olan oyun alanıdır!
Diğer yandan, konut ve iş bölgelerinin iç içe olduğu çözümlerde sokaklar güvensiz bulunmakta, seyrek ve sınırlı bir biçimde kullanılmaktadır. Paris sokaklarında artık çiziktaş bile oynamak olanaksız hale gelmiştir. Oysa pencereden bakan çocuğun dışarı çıkma arzusunu arttıran şey sokaklarda diğer çocukların varlığıdır.
Fakat kişisel gözlemlerim çok yüksek katlarda yaşayan çocukların çok şiddetli bir katılım isteği duymalarına karşın 7-8 yaşlarına kadar kendi kendilerine bahçeye dahi inmekten çekindiklerini kanıtlamaktadır. Bu nedenlerle kent tasarımında, çok çocuklu ailelerin az katlı apartmanlarda, çok katlı apartmanların alt katlarında, ikiz evler ya da müstakil evlerde düşünülmesi doğru gibi görünmektedir.
Komşuluk birimi parklarının, elverişli sokakların, ve diğer ortamların rahat kullanımı için farklı yaş gruplarına ülkemiz insanı tarafından tanınan evden uzaklaşma hakkı göz önünde bulundurularak tarafımdan hazırlanan erişim mesafeleri çizelgesi aşağıdaki gibidir.
 

Tasarım:
Çocuk oyun alanları tasarımında dikkat edilmesi gereken noktaları aşağıdaki gibi özetlemek olanaklıdır;
1. Bu tip olanaklara görsel ve fiziksel erişiminin kolay olması,
2. Yaya ulaşımın taşıt yolları ile kesintiye uğramaması
3. İş bölgelerine yakın olması,
4. Komşuluk birimi içindeki diğer açık alanlarda kolayca ayırdedilmesi için bazı zemin ve sınır özellikleri taşıması,
5. Davet edici olması,
6. Komşuluk birimi içinde ivegen değil süreğen bir özellik taşıması, yani her eve yakın olacak biçimde olabildiğince lineer olması
7. Mikro -klimasının konfor koşullarında olması
8. Oyun alanının oyunun örgütlenişine göre uygun olması
9. Her türlü kazayı önleyici biçimde tasarlanması, özellikle zeminin şok emici malzemeden yapılmış olması
10. Olanaklıysa, 6-11 ve 12-18 yaş grubunun oyun ve spor etkinliklerini ayrı çözülmesi şeklinde sıralanabilir.
Ayrıca yukarıdaki tartışmalardan, kapı önlerinin, giriş kapısı basamaklarının, ön bahçelerin, komşuluk birimi avlılarının, yay yolları ve minik mahalle parklarının 3-5 yaş çocuğunun temel oyun alanı olma rolünü sürdüreceği anlaşılmaktadır. Bu durumda bu tür fiziksel öğelerin, konut bölgeleri tasarlayanlar tarafından bilinçli olarak örgütlenmesi; kapı eşiklerinde merdivenler, çitler, bahçe duvarları, kaldırımlar vb. nesnelerin amaçları dışında kullanılma olasılıklarının araştırılması yerinde olur. Olanak barındıran sokaklar ve mahalleler hiçbir çocuk oyun alanının sağlayamadığı çeşitliliği, esnekliği ve kapsülleşmeyi sağlayabilirler.
 

YOĞUNLUK - OPTİMUM YAKINLIK
Oyun alanlarının hektar başına hesaplanıyor olması da düşündürücüdür. Alman standartlarında oyun alanının 150-200 kişi/hektarda 0.5/m2 kişi olarak hesaplanması öngörülürken bu değerin altındaki yerleşmelerde bu standart 0,25 m2/kişiye düşmektedir
Bu durumda yoğunluğun çok yüksek olduğu yerleşmelerde çocuk oyun alanlarının ya da adedini ya da büyüklüğünü arttırmak gerekecektir. Adedi arttırmak yürüme mesafesi koşulunu daha az zorlayacağından adedi arttırma yoluna gidilmelidir.
Diğer yandan yoğunluğu az olan yerleşme çocuk alanlarına ayrılması gereken yer küçüleceğinden konut birimlerinden de zorunlu olarak uzaklaşacaktır. Bu durumda de evlerin çocuk alanlarına işlevsel yönlenmesinin tasarım yoluyla sağlanması gerekir.
 

SONUÇ
Toplumsal öneme sahip iç ve dış mekanların burada belirtilen koşullara uygun olarak tasarlanması ve gerçekleşmesi toplum yararınadır. İmar ve yönetmeliklerinin sadece nicelik değil nitelik açısından da gözden geçirilmesinin zamanı gelmiştir. Konut, Toplu Konut ve Sosyal Konut Yönetmelik ve Standartları, Çocuk Oyun Alanları Standartları burada altı çizilen öneriler doğrultusunda revizyondan geçirilmeli ve uygulamada yaptırım sağlanmalıdır. Modernitenin farkına varmadan biçtiği sağlıklı toplumsal ilişkileri restore etmenin yolu hataları fark etmeden geçer. Bu Kurultayın bu konuda çok önemli bir adım

Son Güncelleme ( Perşembe, 20 Temmuz 2006 )
 
< Önceki   Sonraki >

Ana Menü

Anasayfa
Kurumsal
Haberler
Faaliyetlerimiz
Spor Faaliyetleri(Tanıtım)
Kültürel Projelerimiz
Etüt Merkezlerimiz
Çocuklarımız
İSMEM-SICAKYUVA
Forum
Arama
Bütün Haberler (Blog)
İletişim
Ziyaretci Defteri
İstek-Görüş-Şikayet
Forum
Foto Galeri

Üye Girişi

Hoşgeldiniz .
:

:

Beni hatırla

Top
Untitled-12